Bir dalın eğimi, bazen bütün mevsimi anlatır.
Ikebana, çiçekleri yalnızca güzel bir demet haline getirme sanatı değildir. Dalın yönü, yaprağın boşlukta kapladığı yer, çiçeğin açma ya da solma hali kompozisyonun anlamını belirler.
Bu sanatta azaltma, görsel fakirlik değil yoğunlaşmadır. Birkaç dal ve çiçek, doğru yerleştirildiğinde mevsimin ruhunu, zamanın akışını ve insanın doğayla kurduğu dikkatli ilişkiyi taşıyabilir.
Ikebana düzeninde boşluk, nesneler arasındaki pasif alan değildir. Aksine, her formun nefes aldığı ve izleyicinin bakışının yavaşladığı yerdir. Japon estetiğinde ma olarak anılan bu ara alan, kompozisyona derinlik verir.
Atölye ve gösterimlerde ikebana, katılımcılara yalnızca teknik bir düzenleme bilgisi değil, görme ve bekleme pratiği de sunar. Çiçeğin ömrü sınırlıdır; ama o sınırlılık, eserin etkisini daha da güçlü kılar.
